Hacı Dırbas Xan (Dirbas Xan / Dırbas Ağa): Şemski (Hamza Begi Kolu) Aşiretinin Önde Gelen Lideri (19. Yüzyıl Sonu)
Not: Dırbasxan hakkındaki bilgilerin bir kısmı torunları ve kendisi hakkında bilgi sahibi olan kişilerden derlenmiştir.
Hacı Dırbas Xan, Doğu Anadolu’da Van-Özalp bölgesinde faaliyet gösteren Şemski (veya Şemsikanlı) Aşireti’nin Hamza Begi koluna mensup önemli bir aşiret reisiydi. Hamidiye Alayları komutanlarından Sadun Bey’in babası olarak tanınan Dırbas Xan, hem Osmanlı idari yapısı içinde hem de aşiretler arası rekabet ortamında etkili bir figür olarak öne çıkmıştır. Hakkındaki bilgiler büyük ölçüde torunlarından ve aşiret mensuplarından derlenen sözlü anlatılara dayanmakla birlikte, 1892 tarihli bir İngiliz konsolosluk raporu da onun varlığını ve bölgesel etkinliğini bağımsız bir kaynakla doğrulamaktadır.
Köken, Yaşam Alanı ve Liderlik Özellikleri
Dırbas Xan, İran sınırına yakın Van’ın Özalp (eski adıyla Saray) ilçesine bağlı Karahisar köyünü ana üssü olarak kullanmıştır. Aşiret mensuplarına göre “Hacı” unvanı taşıması, hac farizasını yerine getirdiğini göstermektedir. Hem Özalp hem de İran sınırındaki bölgelerde sancak beyliği (de facto yerel otorite) yapmış, aşiretini düzenli bir biçimde yöneterek saygınlık kazanmıştır. Diğer bey ve aşiretlere boyun eğmemesi, cesareti ve kararlılığı nedeniyle rakipleri üzerinde korku ve baskı yaratmıştır. Bu özellikler, çevre aşiretler arasında düşmanlık tohumları ekmiş ve onu sürekli bir tehdit olarak konumlandırmıştır.
Şemski Aşireti’nin Van’ın doğusu, Özalp, Saray, Gürpınar, Erciş, Çaldıran ve Muradiye gibi bölgelerde yoğunlaştığı bilinmektedir; bazı kolları ise İran’da (Kotur, Salmas, Hoy civarı) yaşamaktadır. Dırbas Xan’ın soyu, özellikle İran sınırındaki Şemskanlılar arasında da devam ettirilmektedir. Aşiretin Hamza Begi kolu olarak bilinen bu grup, 19. yüzyıl sonu Osmanlı-Kürt aşiret dinamiklerinde yer almıştır. Hamidiye Alayları’nın (1891’de II. Abdülhamid tarafından kurulan Kürt irregüler süvari birlikleri) komutanlarından olan oğlu Sadun Bey’in yükselişi, ailenin Osmanlı idaresiyle kurduğu yakın ilişkiyi yansıtmaktadır.
Kardari Aşireti Saldırısı ve İntikam Seferi (Sözlü Tarih)
Aşiret anlatılarına göre Dırbas Xan, bir gün Van Valisi’nin daveti üzerine Van’a gitmiş, bunu fırsat bilen İran kökenli Kardari Aşireti (Şikaki Aşireti’nin bir kolu) yaklaşık 1500 süvariyle Kepir köyündeki obasına baskın düzenlemiştir. Saldırganların asıl hedefi Dırbas Xan’ın eşi Telli Eyşan ve çocuklarıdır. Obadakiler büyük fedakârlık göstererek hanımı ve çocuklarını korumuş, ancak Dırbas Xan’ın oğlu Temé (muhtemelen Temur), yeğeni Ziya ve Mıste Cendek’in oğlu Naso hayatlarını kaybetmiştir.
Haber kendisine ulaştığında Dırbas Xan vakit kaybetmeden yola çıkmış, rivayete göre köye varana kadar üç at değiştirmiş ve hepsi yolda telef olmuştur. Aşiretini toplayıp intikam için harekete geçen Dırbas Xan, saldırganları Geliyê Mendıka (Mendıka Vadisi) mevkiinde kıstırmış ve büyük bir zafer kazanmıştır. 1500 kişilik kuvvetten yalnızca 300’ü kurtulabilmiş, öldürülen yaklaşık 1200 kişinin defnedildiği yere “Ciyê Merzelê Xeriba” (Yabancının Mezarlığı) adı verilmiştir. Bu olay, aşiretler arası kan davalarının tipik bir örneği olup, Dırbas Xan’ın cesareti ve liderlik vasfını pekiştirmiştir.
1891-1892 Tarihli İngiliz Konsolosluk Raporundaki Yeri
1891’den itibaren Van ve Erciş bölgelerinde Ermeniler ile yerel Kürt halkı arasında yaşanan arazi, hayvan hırsızlığı ve tarım zararları kaynaklı ihtilaflar, İngiliz diplomatik yazışmalarına yansımıştır. İngiliz Konsolos Yardımcısı Thomas Boyajian’ın (Ermeni asıllı bir dragoman ve konsolosluk görevlisi), Vekil Konsolos Hampson’a sunduğu 1892 tarihli raporda Dırbas Xan (Dırbas Ağa / Dırasxan) “Şemski Aşireti Reisi” olarak anılmaktadır.
Rapora göre İran sınırından gelen saldırganlar, Saray kazasının Salaxane (Salakhane / Selexane) köyü, Şahbaq köyü ve Van’a bağlı Koşk köylerinde Dırbas Xan’a ait saman-ot yığınlarını yakmış, mısır ve hububat tarlalarına zarar vermiş, Ağjaveran köyünden koyunlar ile Boğaziçi köyünden 50 küçükbaş hayvan çalmıştır. Dırbas Xan, Saray ve Van ceza mahkemelerinde zararlarının tazmini için davalara müdahil olmuş, Salakhane köyü ve çevresinde hatırı sayılır bir saygınlığa sahip olduğu belirtilmiştir. Ayrıca Salakhane’de kendisine ait bir düzine ölçek buğdayı bulunan Dırbas Xan, hayvan hırsızlıklarını “pek önemsemez” gibi görünse de davaları açtığına göre olayın onu derinden etkilediği anlaşılmaktadır.
Başka bir davada ise Dırbas Xan ailesine ait Salaxane köyündeki arazi anlaşmazlığı nedeniyle Van ve Ağcaören’deki Ermenilere karşı açtığı dava Van 1. Temyiz Mahkemesi’nde lehine sonuçlanmış, ancak Ağcaveranlı Ermeniler tarafından Yargıtay’a taşınmıştır. Tebligat 8 Şubat 1891 tarihinde kendisine ulaştırılmıştır. Bu tarih, Dırbas Xan’ın o tarihte hayatta olduğunu kesinleştirmektedir. Ne var ki 1892 tarihli raporda “Şemski Aşireti’nin eski lideri” şeklinde anılması, ölümünün Nisan 1892’ye kadar gerçekleştiğini göstermektedir.
Ölümü ve Mirası
Hacı Dırbas Xan yaklaşık 1892’de (muhtemelen 1891 sonu-1892 başı) vefat etmiştir. Ölümünden sonra aşiret liderliği oğlu Sadun Bey’e (1845-1920) geçmiştir. Sadun Bey, Karahisar’da doğmuş, Özalp Kaymakamlığı yapmış, Hamidiye Alayları’nda komutanlık üstlenmiş ve 1904-1906 Osmanlı operasyonları sırasında Yezidilere yardım ederek bölgesel ittifaklar kurmuştur.
Van Özalp’ta yaşayan torunlarının bir kısmının soyadı “Yiğit”tir. Örneğin rahmetli Özdemir Yiğit Bey, Temur Bey’in oğlu; Temur Bey ise Dırbas Xan’ın oğlu Sadun Bey’in oğludur. Aile, Cumhuriyet döneminde de Van ve ilçelerinde varlık göstermiş, cesaret, liderlik ve saygınlık özellikleri nesiller boyu anlatılmıştır. Şemski Aşireti mensupları için Dırbas Xan gibi bir ataya mensup olmak gurur kaynağı olarak kabul edilmektedir.
Değerlendirme
Hacı Dırbas Xan, 19. yüzyıl sonu Van bölgesinin tipik bir Kürt aşiret lideri profilini yansıtmaktadır: Hem Osmanlı idaresiyle (Hamidiye sistemi) hem de komşu aşiretlerle (Şikaki/Kardari) rekabet eden, yerel adaleti kendi yöntemleriyle sağlayan bir figür. Hakkındaki bilgiler ağırlıklı olarak aşiret içi sözlü tarihe dayanmakla birlikte, İngiliz konsolosluk raporu gibi dış kaynaklar onun somut varlığını teyit etmektedir. Bölgedeki Ermeni-Kürt gerilimi ve aşiretler arası çatışmalar bağlamında incelendiğinde, Dırbas Xan’ın hikâyesi hem yerel güç dinamiklerini hem de Osmanlı’nın doğu vilayetlerindeki idari boşlukları aydınlatmaktadır.
Kaynaklar
- Bölge halkı ve yakınlarından derlenen sözlü beyanlar,
- Boyajian, Thomas. 1892 tarihli rapor (Vekil Konsolos Hampson’a), İngiliz Konsolosluk arşivleri (Foreign Office belgeleri; blogda alıntılanmıştır).
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder