Lütfen Kopyalamayınız. Bu içerik telif haklarıyla korunmaktadır. Yalnızca bu sayfadan okuyunuz ve içeriği Sosyal Medyanızda paylaşınız.

DUMBULİLERİN TARİHİ


ARAŞTIRMA :1


Dunbulî Beyliği Tarihi ve Tarihi Kronikleri [XIII-XVIII] - Birleştirilmiş Özet

Yazar: Veysel Başçı
Makalenin Amacı: Dunbulî Beyliği’nin Kaçarlar dönemine kadar olan tarihini ele almak, beylikle ilgili birincil el yazması ve matbu kronikleri tanıtarak bu alanda çalışacak araştırmacılara kaynak sunmak.

1. İran’da Tarih Yazıcılığı Geleneği ve Yerel Tarih Yazımı

Her ne kadar Sasaniler döneminde Karnâme-i Erdeşir-Papekān ve Şehristānha-i İran gibi eserler olsa da Bertold Spuler’e göre İran’da güçlü tarih yazıcılığı Arap fethinden sonra başlamıştır. Arap ordularının galibiyeti sonrası tarih yazıcılığı parlak bir gelenek halini almıştır.

İslamlaşan İran’da hicri II. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yerel-bölgesel yahut şehir tarihi yazımının temelleri atılmıştır. Horasan bölgesi bu alanda öne çıkar: Tarih-i Buhara, Tarihnâme-i Herat, Tarih-i Sistan, Tarih-i Beyhakî, İbni Belhî’nin Farsnâme’si bu kategorinin başlıca eserleridir.

Genel tarih yazıcılığına paralel gelişen yerel tarih/şehir tarihi yazıcılığı (Şehrnâmeler), Nasıreddin Şah-ı Kaçar’ın (1848-1896) iktidarının sonlarına kadar görkemli yükselişini sürdürmüştür. Kaçarlar devrinde birçok şehirde tarih yazılmış, valilere saraydan genelgeler gönderilmiştir.

Bu disiplinin hedefleri: bölgelerin gelişimi, merkezi hükümetlerle münasebet sınırlarının irdelenmesi, aidiyet taassubu, gelişim beklentisi ve bilgi aktarımının devamlılığını sağlamaktır.

Ana tez: Azerbaycan’da XIII-XVIII. yy arasında hüküm sürmüş Dunbulî/Denâbile Beyliği de kendine ait tarih yazıcılığı geleneğine sahiptir. Emin Riyahî’ye göre beylik tarih yazımı, en parlak dönem olan Ahmed Han-ı Dunbulî (1763-1786) sonrası yoğunlaşmıştır. Bu kroniklerde etnik köken, inanç, kimlik ve Osmanlı-İran-Rus ilişkilerine dair önemli bilgiler vardır. Bir kısmı basılmış, çoğu İran, Hindistan ve Ermenistan kütüphanelerinde el yazması halindedir.

2. Literatürdeki Boşluk ve Makalenin Yöntemi

Dunbulî Beyliği; Yezidilikten Sünniliğe, Sünnilikten Şiiliğe evrilmiş, bir kısmı Azerileşmiş, Osmanlı-İran-Rus üçgeninde yüzyıllarca hüküm sürmüştür. Buna rağmen Türkiye’de bağımsız çalışma yoktur. Mevcut bilgiler Şerefnâme, Evliya Çelebi Seyahatnâmesi, Cihannümâ ile sınırlıdır veya “Dımılî” adından hareketle Zaza tarihine indirgenmiştir.

Yazarın tespiti: Dil, etnisite, din ve siyasi ilişkilerin sağlıklı değerlendirilebilmesi için birincil el kaynakların incelenmesi zaruridir. Bu nedenle makalede 3 aşamalı yöntem izlenmiştir:

  1. Kaçarlara kadar kısa derleme tarihçe
  2. Kaçar dönemi Dunbulî tarih yazıcılığının incelenmesi
  3. Beyliğe dair kroniklerin tanıtılması

İncelenen kaynaklar: Riyazü’l Cenne, Tarih-i Dunbulî, Tezkiretü’l Denâbile, Tarih-i Keşşaf, Tarih-i Kūrd, Bahrü’l Ûlum-i Zünūzî, Risale-i Mutemmin el-Etbâ gibi yazmalar ile Tarih-i Kaşan, Meʻâsarü’l Kûbera, Tarih-i Hoy gibi matbu eserler.

3. Dunbulîlerin Etnik ve Dini Kökeni

İsim tartışması: Dunbulî, Dımılî, Dünbeli, Dümbüllü, Denâbile gibi varyantları vardır. El-Kamûs’ta “kunfuz” vezninde, çoğulu Denâbile olarak geçer.

Köken tartışmaları:

  • Arap kaynakları: Mesʻudi, İbn Hacer el-Askalânî; Musul civarında yaşayan Kürt aşireti. İbnü’l-Ezrak; Diyarbekir-Meyafarkin Kürt kabileleri arasında sayar.
  • İran kaynakları: Yezidi kökenli Kürt aşireti veya Kürt aşiret konfederasyonu. Zeynelabidin Şirvanî; Kürt taifeleri arasında gösterir. Tezkire-i Denâbile; “aşiret ve kabileleri kellâ Ekrad-ı Kurmançtır” der.

Şecere: Kroniklerde soy Harun Reşid’in veziri Yahya Bermeki’nin oğlu İsa’ya, oradan İslam öncesi İran şahı Enuşirvan’a dayandırılır: Eb’ûl Muzaffer Cafer Şems’ûl-Mülûk b. Emir İsa... b. Emir Yahya... b. Bermek b. Enuşirvan-ı Adil.

Oymak yapısı: Dunbulîler birçok oymaktan oluşan konfederasyondur. Önemlileri:

  • Yahya Dunbulîler: Emir Yahya’nın torunları
  • Şemsikîler: Ebü’l Muzaffer Caʻfer Şemsü’l-Mülûk’ün torunları
  • İsabeyliler: Emir İsa’nın torunları
  • Beyzadeler: Emir Feridun ve Emir Eyübhanî’nin torunları

Şemsikîlerin bugünkü durumu: Tarihsel ayrışmalarla Dunbulî aşiretleri arasında dil, kültür ve mezhepsel farklılıklar ortaya çıkmıştır. Şemsikîler bugün hâlâ Van ve Ağrı bölgesinde meskûn olup, Kurmancî diyalektiğini konuşan Sünni Kürt kimliğini muhafaza eden oymaktır. Buna karşılık Hoy tarafında kalan Dunbulîler zamanla Şiileşmiş ve Azerice konuşmaya başlayıp Kızılbaş aşiretlerden sayılmışlardır. Nikitine’nin incelediği kronikte; “Dunbulî kabileleri Kurmanc Kürtleri olup aslı menşeleri Fars-ı Acem diyarıdır” ibaresi yer alır. Günümüzde Hoy merkezi ve Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki Dunbulîler Azerileşmişse de civar bölgelerdeki Dunbulîler arasında Kurmancî konuşulmaya devam eder. Horasan’a sürgün edilen Dunbulîlerin bir kısmı da hâlâ Kurmancî konuşur. Kaşan’daki Dunbulîler ise Farslaşmıştır.

Tarihsel süreç: 1210 civarında Eyyubilerle Şam’dan Hoy ve Sökmenabad’a geldiler. Evliya Çelebi; Harun Reşid zamanında bölgeye iskân edildiklerini yazar. Bidlisî; Şam/Cezire’den geldiklerini, başlangıçta Yezidi olduklarını, sonra Ehl-i Sünnet’e döndüklerini belirtir. Bir kısmı Yezidilikte kalmıştır.

Mezhepsel dönüşüm: Yezidilik → Sünnilik → Şiilik. Kaçarlar döneminde Hoy tarafında kalanlar Şiileşmiş. Şemsikîler Sünni Kürt kalmış.

4. XIII. Yüzyıldan Safeviler Dönemine Kadar Siyasi Tarih

Dunbulîler 1210’da Eyyubiler ordusuyla Hakkâri-Hoy hattına geldi. Eyyubi Sultanları Sökmenabad’ı İsa Dunbulî’ye ocaklık verdi.

Önemli beyler:

  • Emir İbrahim (ö.1320): Gazân Han ile iyi ilişkiler, Moğol tahribinden korudu.
  • Emir Cemşid (ö.1341): Moğollarla savaştı, öldürüldü.
  • Emir Behlül (ö.1359): Türk kabileleriyle savaşı bitirdi. Hakkari Bay kalesine gömüldü.
  • Emir Mahmud (ö.1420): Timur’la savaştı. Mahmudîler ondan ayrıldı.
  • Emir Sultan Han (ö.1455): Karakoyunlu döneminde Ermen topraklarını aldı.
  • Emir Behlül (ö.1475): Şeyh Haydar’a bağlandı, Derbent’te onunla öldü. Uzun Hasan’ın kız kardeşi Alem Şah Hatun ile evliydi. Oğlu Emir Şahverdi, Şeyh Haydar’ın teyze oğludur.

Akkoyunlular döneminde Hakkâri’yi yönettiler. Sonra Esedüddin Zerrinçeng’e kaptırıp tekrar Hoy’a döndüler.

5. Safeviler ve Sonrası Dönem

Şah İsmail dönemi: Çağdaşı Emir Süleyman/Selman Han Çaldıran’a katıldı. Şah Tahmasb döneminde Osmanlı’ya karşı savaştı. Erdebil-Gilan yönetimi verildi.

Hacı Bey-i Dunbulî: Şah Tahmasb’a sadık kaldı. Hoy + Sökmenabad eyalet yapıldı. 1545’te Osmanlı destekli Mahmudîler tarafından öldürüldü. Sonra Dunbulîler Osmanlı-Safevi arasında saf değiştirdi.

I. Şah Abbas dönemi: Selman Han-ı Subaşı (ö.1630) 1603’te Tebriz’in alınmasında rol oynadı. Çors-Salmas verildi. Döneminde çoğu Dunbulî Şiileşti. Torunu Eyüp Han, Revan Seferi’nde Osmanlı’ya karşı durduğu için ödüllendirildi.

Nadir Şah dönemi: Murtezaquli Han vergi isyanı çıkardı, Osmanlı’ya sığındı, öldürüldü. Oğlu Şehbaz Beg Han oldu.

Zendler dönemi: Kerim Han’a biat ettiler. Necefkuli Han Tebriz Beylerbeyi, Ahmed Han Hoy Beyi oldu. Ahmed Han en parlak bey: Fransa-Osmanlı tarafından İran tahtına düşünülmüş. 1786’da Ağa Muhammed Han’ın komplosuyla öldürüldü.

Kaçarlar dönemi: Hüseyin Han, Caferkuli Han dönemleri. Caferkuli Han 1799 Muğancuk Savaşı’nda Abbas Mirza’ya yenildi, Osmanlı’ya, sonra Ruslara sığındı. Şekî Emiri yapıldı. Bununla beylik fiilen bitti. Emir Aslan Han son bey (ö.1829). Sonra Dunbulîler Kaçar saray elitleri arasına dağıldı. Siyasi kimlik yerine kültürel-edebi kimlik öne çıktı.

6. Beyliğin Tarih Yazıcılığının Genel Özellikleri

  1. Yazım geleneği: Ahmed Han sonrası başladı. Çoğu Kaçar döneminde telif edildi.
  2. Teşvik: Manokçi Limci Haterya gibi Zerdüşti hamiler destek verdi. Nasıreddin Şah genelgesi etkili oldu.
  3. Yöntem: Geleneksel, kronolojik, beylerin hayat hikayesi odaklı. Sebep-sonuç az.
  4. Patronaj: Mahmud Han-ı Dunbulî için Tezkire-i Denâbile, Nasıreddin Şah’ın tabibi için Risale-i Mutemmin-el Etbâ yazıldı.
  5. Şecere: Tüm kroniklerde soy Bermekilere dayandırılır. Siyasi meşruiyet amacı taşır.
  6. İçerik: Yezidi/Ezdaniyet inancı, heterodoks tasavvuf vurgusu güçlü. Osmanlı-Safevi ilişkileri detaylı.
  7. Amaç: Beyliğin İran tarihindeki yerini göstermek, aidiyet taassubu.

Önemli Yazma Eserler: Tarih-i Keşşaf, Tarih-i Kūrd, Tarih-i Dunbulî, Tezkire-i Denâbile, Bahrü’l Ûlum, Riyazü’l Cenne. Matbu: Tarih-i Kaşan, Asârüʻl-Şiâ, Tarih-i Hoy.

Sonuç

Dunbulî Beyliği, Eyyubilerle bölgeye gelen, Yezidi-Sünni-Şii hattında dönüşen, XIII-XVIII. yy arasında Hoy merkezli hüküm sürmüş bir Kürt beyliğidir. Kendine özgü tarih yazıcılığı oluşturmuş, birincil kaynakları büyük oranda el yazması haldedir. Şemsikîler gibi oymaklar bugün hâlâ Van-Ağrı hattında Sünni Kürt kimliğini korurken, Hoy kolu Şiileşip Azerileşmiştir. Beyliğin incelenmesi, Osmanlı-İran sınır bölgesinin etnik, dini, siyasi yapısını anlamak için zorunludur. Çalışma, bu kronikleri tanıtarak alandaki boşluğu doldurmayı hedefler.


ARAŞTIRMA :2

Başta  Arapça ve Farsça olmak üzere bir çok kaynakta adı geçen  Dımıliler veya dunbuliler, sasaniler döneminin en aristokrat ailesi olan ve 17 yıl abbasi imparatorluğunun  vezirliğini yapan, Bermekilerin  devamı olup, yerleştikleri Dunbul dağı ve çevresinde uzun yıllar yaşamış olmaları nedeniyle kendilerine Dunbuli denilmiştir.

Çeşitli kaynaklarda bu kelime; Dunbuli, Dunbeli, Dımıli, , Dınbıli,, Dunbeli,, Dümbili, Donboli ve Denabile şeklinde kullanılmıştır

Tarihi Kaşan adlı eserde, Dunbul dağı ile ilgili şu bilgiler verilmiştir: Dunbul dağı , Diyarbakır dağlarından bir dağdır.Türkler buraya karacadağ derler.  Burası yolu olmayan, tek parça kayalık bir dağdır ve kendisinden başka bir dağla da birleşmez. Etrafındaki vadiler bol ağaçlıdır, vadilerin bittiği yerde ise yüksek sıra dağlar mevcuttur. Akarsuları nehirle birleşir. Bugüne kadar ne bir sultan ne de bir padişah o dağı ele geçirememiş, Dunbulî taifesine  baş eğdirememiştir.

 Mesʻudi, İbn Fazlullah el Ömeri, İbn Hacer el-Askalani, aynı şekilde Mecduddin el firuzabadi de Dunbulî isminin Musul civarında yaşayan bir Kürt aşiret ismi olduğunu belirtmişlerdir. İbnül Ezrak, Tarihü’l Fariki ed Devlet’ül Mervaniye adlı eserinde Diyarbekir ve Meyafarkin’deki Kürt kabilelerini sayarken Dunbuli kabilesinin de adını anmıştır. Ayrıca aynı eserde Dunbuli beylerinden Abdurrahman bin Ebi elVerd el Dunbuli’den Dustikiye Mervaniye emirlerinden birisi olarak söz edilmiştir. Mesʻudi buna ek olarak kendi döneminde bir kısım Dunbulinin, Şam diyarına yerleştiğini belirtmiştir. Mesalikü’l Ebsar adlı eserde ise Dunbulilerin Musul’un doğusunda yerleşik oldukları özellikle Maklûb ve el-Muhtar dağlarını mesken edindikleri yazılıdır. 

Dunbuliler Abbasi vezirlerinden Yahya Bermekinin torunu ve melik tahir lakaplı Muhammed İsa Bin Musa zamanında Dunbul dağı ve çevresine  yerleşmişlerdir. Yani Dunbuli Emirliğinin dönemi bu emir ile başlamıştır.

İran tarih kaynaklarında ise Dunbuliler kısmen Yezidi kökenli bir Kürt aşireti, yahut farklı Kürt kabilelerinden oluşan bir Kürt aşiret konfederasyonu olduğu kayıtlıdır.

Günümüzde İran, Irak, Suriye, Filistin, Azerbaycan, Rusya, Ermenistan, gibi birçok ülkeye dağılmış vaziyettedir. Türkiye’deki kabileleri diğer ülkelere nazaran daha geniş ve nüfusça çok kalabalıktır. Tarihçi ve coğrafyacı El Ömeri, Mesalikul Ebsar isimli eserinde Kürtleri anlatırken bu aşireti Kürt aşiretleri arasında sayıp, dunbulilerin, Maklubi Muhtar, Cudi ve Dunbul   yaşadıklarını anlatır.

Fars dili ve edebiyatı üzerine Tahran üniversitesinde mastır yapan ve halen bu alanda çalışmalarını sürdüren Veysel Başçı, Dunbulîlerin soy kütüğüne dair şu bilgileri vermektedir.  Dunbulilerin ilk ataları olarak, Abbasi Halifesi Harun Reşidin Veziri Musa bin Yahya Bermeki’nin İsa adındaki oğlu gösterilir.

Şerefnamede ise  Dunbulilerin ataları olan Bermekiler hakkında kısaca şu bilgiler verilmektedir.

Bermekiler; Abbasi yönetimi altında büyük bir nüfuz elde etmiş olan soylu bir İrani (Kürt) ailedir. Aile; Belh’in batısında yer alan Nevbahar’ın Budist tapınağında nesiller boyu korumalık yapmış bir soya sahiptir. İslam fetihleri sonrası Bermekiler İslam dinine girdiler. Bermekiler Abbasi yönetimi içerisinde hatırı sayılır bir nüfuz elde ettiler. 806 yılında vefat eden Yahya bin Halid  Halife Mehdi’nin  veziri ve Harun er Reşid’in  mürebbisi idi yani eğitmeniydi. Yahya’nın oğulları olan Fazıl ve Cafer, Harun er-Reşid’in idaresinde üst düzey mevkilere geldiler. Fakat onlar yani (Bermekiler) gücün ve servetin zirvesinde iken yok edildiler. Bermekiler’in çöküşü ani ve acımasız idi. Aile Harun Reşid’in nazarında değerini kaybetti . 803 yılında halifenin emri ile Cafer bin Yahya idam edildi ve onun bedeni Bağdat köprüsü üzerinde teşhir edildi. Muhammed bin Halid dışında diğer Bermekiler hapse atıldı ve mal varlıklarına el konuldu.

Tarihi kroniklerde Dunbulilerin soy kütüğü her bir emirin hayat hikayesi de dahil olmak üzere ayrıntılarıyla verilmiş ve Dunbulîlerin soyu İslam öncesi İran şahlarından Enuşirvan’a kadar dayandırılarak  aşağıdaki şekilde bir şecerename verilmiştir. “Eb’ül Muzaffer Cafer Şems’ül-Mülük, bin Emir İsa el Selahaddin,  bin Yahya el Kūrdi, bin   Emir Cafer-i Sani, bin Emir Süleyman, bin Emir Şeyh Ahmed Beg, bin Emir Musa, bin Melik Tahir lakaplı  Emir İsa, bin Emir Musa, bin harun reşidin veziri Emir Yahya bermeki, bin Kubad, bin Bermek, bin Erdevan, bin Bermek, bin Enuşirvani Adil olarak devam eder.

Söz konusu kroniklerin hemen hemen tamamında benzer secereyi görmek mümkündür ve kroniklere dayanan kimi tezkireciler ve tarihçilerde eserlerinde buna yer vermişlerdir.

Mes’udi Murucu Zeheb isimli eserinde bu aşiretin tarihi varlığından şöyle bahseder. Şam toprakları içinde Denabile olarak bilinirler. Musul ve Cudi Dağı arasında yaşıyorlar demektedir.  Irak’taki kısmı genelde Yezidi dinine mensuptur. Türkiye’deki Dümülilerin bir kısmı Alevi bir kısmı İslam inancını taşımaktadırlar. Alevi kısmı genel de Bingöl, Kiği, Erzincan , Kahramanmaraş , Tunceli ve civarındadır.

Yezidi kısmı Irak’taki Dasini aşiretine bağlı olarak hayatını sürdürmektedir. Irak’takilerin en belirgin beyleri Musul’da yaşamış, bunlardan Şemseddin Ebu Abbas Ahmet Bin Nasır Bin Hüseyin Miladi 700’lü yıllarda yaşamıştır. Tahrani; Azzari’a isimli eserinin dördüncü cilt sayfa 36’da,  Abdurrezak Dümülli’nin bazı eserlerinden alıntı yaptığı kitaplara , Tahran’da Hazaini Kütübi Melik Al Şuera Kütüphanesi’nde rastladığını söylemektedir. Suriye’deki kısmı Kürt Dağı ve Afrin civarında hayatlarını sürdürmektedirler. Bazı kısımları Azerbaycan bazı kısımları Gürcistan’da yaşamaktadır. Azerbaycan’daki Dumbuli kabileleri Şii inancını taşımaktadır. Firuzadabi Kamus’al muhit isimli eserinde Dümbülilerin kısmen Yezidi olduklarını söyler. Abdurezak Beğ Bin Nacfa’li Beg  Dümbülli aşiretine mensuptur. Bu zat yazdığı Riyad’ul Cennet isimli eserinde Dümbüllilerin Bermeki asıllı olduğunu iddia eder. Abdurezak’a göre bunlar Rozbayani aşiretinin bir kabilesidirler. Yine Ebu Hanife El Dinaveri, Ensabul Ekrad isimli eserinde Dümbülilerin İlk reisi İsa’nın Bermekilerden olduğunu dolaysıyla Bermekilerin Dümülilerin atası olduklarını söylemektedir.

 

Şii Dümbüllilerinin en meşhur reisleri Ahmet han’i Dümbüli’dir. Bu zat Zendi reisi Nadir Şah’ın dömeninde meşhur biri idi. Emir Behlül‘i Dümüli ise Sultan Haydar’ı Safavi’nin döneminde meşhur biridir.  Fars tarihçileri ve yazarlarına göre de  İran Dumbullileri kendilerini Bermeki asıllı kabul ediyorlar.

 

Dubülli aşireti tarihte bir aşiretler federasyonu olarak görülmektedir. Dolayısıyla aşiret literatüründe abr olarak kabul edilir. Bu aşiret bölgede birçok beyliğin kuruluşunda bulunmuş aynı zamanda kendileri de bir beylik kurmuşlardır. 

Dümbüllilerin; Botan’dan yani (Cezireden ) göç ederek Sekmanabat bölgesine yakın zorava  karyesine 1076 veya 1077 yılında Ebubekir veya Sultan Selahadin kürdi lakaplı İsa Bin muhammed şafi i lakaplı Yahya vasıtasıyla göç etmişlerdir.  Bu kadar büyük bir aşiretin muhtemelen bir kısmının Sekmanabad’a gittiği tezi daha doğrudur. Aşiret reisleri İsa beraberindeki Dumuli aşireti ile birlikte Azerbaycan’a geldiğinde devrin hükümeti kendisine Sekmanabad bölgesini verdi. Bu dönemde Dümbüliler kısmen Yezidi dinine mensuptu. Fakat bir Dümbüli beyi Yezidi dinini terk ederek Müslüman oldu. Kendisine tabi Dumbili kabileleri de reislerine uyarak Müslüman oldular. Çok az bir  kısmıda Yezidilikte kalmaya devam ettiler. Daha sonra ekseriyeti İslam dinini kabul etti. Dümbülilerin ilk atalarının Yezidi olması onların Arap asılı olmadıklarını da gösterir. Zira Şam Araplarında Yezidiliği kabul eden hiçbir aşiret yoktur. Dümbülli reisi İsa’ya Sekmanabadı ocaklık olarak veren beyin kim olduğu belli değildir.

Azerbaycanlı tarihçi, Muhammed Ali Terbiyetininde  aynı konuya benzer ifadeleri olmuştur. Terbiyeti, Abdürrezak Begi Dunbulinin  Tarihi Dunbuli adlı yazma nüshadan alıntı yaparak Dunbulilerin ilk ataları ile aşiretin Sökmenabad’a yani Zoravaya  gelişi hakkında şu bilgileri paylaşmıştır:

Dunbulîlerin tarihi ve nesebi ile ilgili olarak tarih kitaplarında yazılanlardan anlaşıldığı kadarıyla bu hanedanın soyu Yahya Bermeki’ye dayanır. Yahya Bermeki’nin Fazl, Musa,Cafer ve Muhammed adında dört oğlu vardı. Bunlardan Musa bin Yahya’nın torunlarından, lakabı selahaddin  olan İsa Bey adındaki  emir   uzun yıllar  Şam bölgesini yönettikten sonra müslüman, yezidi ve diğer dinlere mensup yüzbin ailesiyle beraber  Sökmenabad nahiyesine gelerek o bölgeye yerleşti.  Günden güne bölgedeki Dunbuli Kürtlerinin sayısı arttı ve otuz bin haneyi geçtiler ki bunların tamamı da Ebubekir ve Selahaddin kürdi lakaplı İsa Bey’i emir olarak benimsemişti ve kendisine biat etmişlerdi. Onun ardından çocukları aşiretin ve bölgenin yönetiminde bulundu. Kotor, Ovacık, Nahçıvan, abagha, saray, Özalp, çaldıran ve Şarur gibi bölgeler onların hakimiyeti altına girdiğini yazmıştır.

 

Yezidi olan kısmı Musul ve civarı ile Vanda kurulan  Mahmudiyan Beyliği içinde yaşamıştır. Van  Özalp kazası ve civarında kurulan bu beylik geniş ve şaşalı bir tarihe sahip idiler.  Bu beyliğin kurucusu da Dunbuli asıllı Emir Mahmut beydir.  Fakat daha sonraları Yezidiliği bırakarak İslam olmuşlardır. Yine Dümülilerin bir kabilesini Hakkâri beyliğinin kuruluşunda görmekteyiz. Burada Pinyaniş aşireti ile beraber uzun süre bu beylik içinde kalmaya devam etmişlerdir. Dümbülilerin diğer bir adı da Dengulidir. Genellikle Mardin civarında bu aşirete Denguli denilmekte idi.

İsa Bey’den sonra Dümbülilerin reisliğine oğlu Şeyh Ahmet Bey geçti. Şeyh Ahmet’in zamanı Akkoyunlular dönemi idi. Ahmet Bey de Akkoyunluların himayesine sığındı. Akkoyunlulara hürmetkâr davranan Ahmet Bey’e Uzun Hasan tarafından Bay Kalesi ve Hakkari’nin bazı bölümleri de verildi. Şeyh Ahmet, Bay Kalesi’ni başkent olarak kabul edip buraya yerleşti. Bir müddet sonra vefat etti. Yerinde iki oğlu kalmış idi. Babalarının vasiyeti gereğince Dümülilerin başkanlığına Behlul Bey getirildi. Fakat bu zatın da ömrü vefa etmedi ahirete göç ederek dünyayı terk etti. Yerine yedi erkek çocuk bıraktı. Çocuklarından Hacı Bey, Safavi Devleti reisi Şah Tahmasb’ın sarayında idi. Orada bir nevi staj görmekte idi. 

Şah Tahmasb bütün Hoy eyaletini Sekmanabad’a katarak Hacı Beyi bu bölgeye vali olarak tayin etti. Ayrıca Hacı Bey’e sultan unvanı verildi. Artık bölge Dunbüli Sultanlığı olarak ün saldı. Sultan Hacı Bey aynı zamanda İran hududunu da koruyan bir beylik statüsünde idi. Fakat Allah’ın takdiridir ki Allah bir insana çok şeyler verdi mi ilk yapacağı iş kendisini diğer insanlardan üstün görmek. Hacı da bu kadar saltanat ve mülk karşısında şımarmaya başladı. Hele Dümbülilerin derdi hiç çekilemez oldu. Bölgeyi tamamen haraca bağladılar. Özellikle Hamza bey ile çatışmaları olmuştur.Yüce yaradan onların bu zulmüne fazla fırsat vermedi ani bir atakla Van beylerbeyi İskender Paşa, Hoy Kalesi’ni istila etmeye karar verdi. Dünbüliler ile Osmanlı askerleri ve yöre aşiretleri arasında amansız bir savaş başladı. Fakat Behlül ve Dümüliler büyük zayiatlar vererek bölgeden kaçtılar. Hamza beyin Hacı beyi öldürmesinden sonra , Hacı Bey’in henüz kundakta küçük bir oğlu vardı ki aşiret reisleri Behlül savaşta öldüğü için adını değiştirerek Hacı koydular. Fakat Sekmanabad bölgesi Behlül’ün oğlu Ahmet Bey’e teslim edildi. Bu arada Hacı beyi öldüren Hamza bey iran şahı tarafından tutuklandı ve bir müddet sonra hamza bey hapisten kaçarak van’a geri döndü. Hamza beyin yurtluğu, Özalp, saray ve kotur üçgenindeydi.

 Hacı Bey’in ölümünden sonra Dümbülli aşireti , İran şahlarını tamamen terk ederek Osmanlı tarafına geçtiler. Şah Tahmasb bu büyük bir güce sahip olan aşiretin kendisini niçin terk ettiğini bir türlü çözememişti. Bunu araştırmak için çeşitli yollara başvurdu. Günün birinde bir yolunu bularak Dümüli reisi Ahmet Bey ve birkaç Kızılbaş beyini Ardahan’a gitmeye ikna etti. Şah Tahmasbın niyeti Ahmet Bey ve üç kardeşini beraber gönderdiği Kızılbaşlara öldürtmek idi. Daha sonra kendi sarayında bulunan Dümüli korucularını da kılıçtan geçirdikten sonra Dümüli aşiretini ortadan kaldırmak üzere üzerlerine asker gönderecekti. Plan aynen tatbik edildi. Üçkardeş ve saraydaki otuz kadar korucu bir gün içinde katledildi. Aynı gün Dümüli aşiretinden 400 kişi katledildi. Dümülilerin tarihte en kara günü işte bu gündür. Kimi dağlara firar etti. Kimi şahın askerleri önünde diz çöktü. Fakat hiçbir faydası da olmadı. Zira katliam emri büyük yerdendi. Sadece Behlül’ün torunlarından Mansur Bey canını kurtarmıştı. Kanuni, Dümüli aşiretine merhamet kanatlarını gerdi. 

Onlara Kotur Deresi ve nahiyesi yaylalarını vererek buralara yerleştirdi. Mansur Bey ömrünün sonuna kadar Osmanlı hududunu İranlılara karşı aşireti ile beraber korudu. Daha sonra ömür yolunun sonuna gelerek diğerleri gibi hak ve gerçek olan aleme göçüp gitti. Yerinde iki oğlu kalmış idi. Veli ve Kılıç beyler. Veli Bey Osmanlının da tasdiki ile beylik postuna oturdu. 1570. Veli Bey’in kardeşi Kılıç Bey Osmanlı idaresi tarafından  Dümbüllülerle beraber Şemski, Begzadeyi, eyüphani ve azda olsa İsabegilerden müteşekkil dünbüli kabilelerini Kotur, ovacık,Özalp saray ebege gibi bölgelere yerleştirdiler. Bu durumda 1554 yılında, Beriyeden yani Mardinin derik yaylalarından göç ederek Vana gelen Hamza beyin isminin geçmemesi, Hamza beyin bu dönemde hayatta olmadığı anlamına gelmektedir.

Yukarıda değindiğimiz gibi Mansur Bey’in oğlu büyük Hacı Bey öldüğü zaman kundakta kalmış bir oğlu var idi ki adı Hacı konulmuştu. Bu oğlan annesi ile Şah Tahmasb’ın sarayına sığınmış ve oğlu Hacı burada yetişmişti. Tah Tahmasb bu yetim çocuğu oğlu gibi büyüttü. Büyüdüğü zaman şahın en güzide korumaları arasında yerini almış idi. Bu zat şah tarafından Abağa (Nahcıvan bölgesi) sancağına bey olarak tayin edildi. Kısa zamanda birçok Dümüli kabilesi bu zatın etrafına toplandı. Hacı Bey 20 yıl kadar bu bölgede yaşadı. Şah İsmail’in vefatından sonra yerine Şah Muhammed geçmişti. Şah Muhammet zamanında Osmanlı İran savaşı tekrar patlak verdi. Tarihe Çıldır  Savaşı olarak geçen bu muharebede Lala Mustafa Paşa, Emir Tokmak Han’ın ordularını darmadağın etti. Dümübüli aşireti bu savaşta Hacı Bey’in kumandasında Muharebeye katıldı ve Osmanlı ordusu ile savaştı. Hacı Bey kaçış sırasında Kınık Çayı’nda boğularak öldü. 

9. Ağustos 1578 Hacı Bey boğulmasına rağmen ve Osmanlıya karşı olmasına rağmen Dumuli aşireti ve Hacı Bey’in çocukları ile Osmanlıya iltica ettiler. İlticaları kabul edildi. Dümüliler ve yukarıda ismini saydığımız  kabileleri buraya yeniden yerleşti. Daha sonra  Şah yanlısı olarak bilinen alevi Abağa Dümülileri Tünceli’ye yerleştiler. Sunni olanlar ise çeşitli bölgeler dağıldılar. Şemskiler, Begzadeler, Eyubhanilerve  İsabegliler iran, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan  ve türkiye topraklarına dağıldılar, Bradost ve zarabiler  ise iranın doğu kesimleri, Afganistan ve bazı turki cumhuriyetlerine dağıldılar.

Günümüz Dümbülilerinden  Siverek Dümbülileri altı ana kabileye ayrılırlar: 1- Karavarlar (Kavarlar), 2 Koranlar ya da Karanlar), 3- Hasaranlar yada hasariler), 4- Bucaklar, 5 Bapiranlar, 6- Babliler.

 Kıvrarlar Siverek ilçesinde yaşarlar. Yaşadıkları bölge genellikle dağlık bölgedir. Geneli Siverek Çermik arasındadır. Birçok ailesi büyük şehirlere göç etmiştir. Tamamı Zaza ve Dümülidir. Ekseriyetle hayvancılıkla uğraşırlar. Boxtan Dümülilerine dayanırlar.

Bucaklar Federasyon şeklinde örgütlenmiş bir aşirettir. Diyarbakır Hazzo’dan 1800’lü yıllarda gelip Siverek’e yerleşmişlerdir. Buhti Dümülilerine dayanırlar. Kabileleri şunlardır: Heciyan, Osekiyan, Güleran, khılıkan, Kazoyan, Abıkan, Desiman, Çokan, Kıjoyan, Donan, Hamidan, Golıj, Bitik, Alhaso, İsmailan.  Bucak aşiretin ismi değil oturdukları bölgenin ismidir. Hasaran: Buhti Dümülilerine intisab ederler. Cezire’den Diyarbakır’a oradan Siverek’e göç etmişlerdir.

 

Ağaçan, Ağarmatlılar, Köran, Kafkıj, Sımai, Heydan ve Mızrak isimli kabilelerden oluşurlar.  Hasaran; bulundukları bölge ismidir. Buna istinaden kendilerine Hasaran denir Siverek Çermik arasında otururlar. Geneli hayvancılık ve ticaretle uğraşırlar. Karan: Bulundukları bölgeye istinaden Karahan da denilen bu aşiret de Buxti Dümbülilerindendir. Kabileleri şunlardır: Şeman, Üzeyran, Lobıkan, Şilanıjan, Mirhasan, Kevan, Seyahan. Siverek ile Çermik arasında bulunan Karahan bölgesinde otururlar. Babiran veya Babliyan: Siverek ile Çermik arasında otururlar. Çoğu Siverek ilçe merkezine yerleşmiştir. Geneli tarım ve hayvancılıkla uğraşır Siverek’in köklü ve geniş aşiretidir. 

Bohti Dümülilerine intisab ederler. Geniş bir nüfusları vardır.   Süleymanlar;Şanlıurfa Hilvan sınırları içinde yaşarlar. Geneli Hilvan merkezdedir. Salunc, Kephisar, Hosin, Gürgür, Hacıhahi isimli köylerde ziraatla ve hayvancılıkla uğraşırlar. Genç bir aşirettir. Sinikan Aşireti: Şanlıurfa merkez ve Hilvan, Bozova, Mardin gibi dağınık yerlerde yaşamaktadırlar. Bazı kabilelerine Batman civarında rastlanılmaktadır. Milan aşireti federasyonunun asli aşiretlerinden biridirler. Sinikanlar Yedi asli Milan aşiretinden biridirler. Bu guruba giren Aşiretlere gamiriyan yani  (Öküzü Ölmüşler) demektedirler. 

Sini aşireti ;     Aşiretin  bu ismi nereden aldığı  Kesin bilinmemekle beraber, ilk atalarının Sino adında biri olduğu ve bunların 7 kardeş oldukları rivayet edilmektedir. Bu yedi kardeşten Köro’dan Köranlar, Cımo dan Cımıkanlar, Sino’dan Sinikanlar, Hıdıro’dan Hıdrekanlar, Cebodan Cebikanlar türemiştir. Fakat tarihçi Abbas Azavi, Aşairi Irak isimli eserinde Sin isimli başka bir aşiretten bahsetmektedir. fakat bu aşiret meşhur Bilbasi aşireti abrının bir kabilesidir. Biran aşiretinden kopmuştur. 

Geneli Irak sınırı içinde Serdeyşt bölgesinde yaşamaktadır. Fakat Batman ve Bitlis civarının en eski aşiretinden biridirler. Bu nedenle Sini aşiretinin Sinikanlılarla bir irtibatının olduğu düşünülebilir. Ancak bunu kanıtlamak güçtür. Şüphesiz ki Sinikanlıların tarihi geçmişi çok eskidir. Asıl isimleri ise Sini aşiretidir. Kan eki Kürtçede isim ve eşya adlarına ek yapılarak aidiyet meydana getirir.

Sinikanlılar Mılan federasyonu içinde en kıymeti haiz aşiretler arasındadır. Günümüzde Maraş civarında bulunan ve Sinemili veya Sinanemılli veya sinikanemılli olarak bilinen bir aşiret de Mılan ile irtibatlıdır. İbrahim Paşa tarafından son 19uncu yüzyılda Urfa Sinikanlılarından Numan Bey’e reislik beratı verilmiş ve törenle reislik abası giydirmiştir. Sinikan aşireti dağınık ve birçok bölgede yaşamaktadır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hayata,tarihe ve gündeme dair derinlikli          yorumla Köşe yazılarımızda buluşalım Her yazıda farklı bir perspektif, her ...