Lütfen Kopyalamayınız. Bu içerik telif haklarıyla korunmaktadır. Yalnızca bu sayfadan okuyunuz ve içeriği Sosyal Medyanızda paylaşınız.

Kazım Keklik (Keké) - Pehlivane Çew Héşin - Şemski Aşiretinin Yaşayan Hafızası

Babam Kazım Keklik (Keké)

Ben babamı hiç kitaptan okumadım. Onu hep dinledim.



Kazım Keklik (Keké) - Pehlivane Çew Héşin - Yeşil Gözlü Pehlivan
1931 Kırkgöze / Muş - 11.01.2010 İzmir Menemen


Bizim evde kütüphane yoktu, ama bir hafıza vardı. Oturduğu minder, bizim kütüphanemizdi. Bir soru sorardım, o gözlerini kapatır, sanki defterin tozlu sayfalarını değil de, kalbinin en temiz yerini açar ve anlatırdı.

Bugün internette "Şemski Aşireti" yazınca çıkan her satır, "Osmanlı" yazınca okuduğunuz her tarih, "Hz. Ali" yazınca gördüğünüz her kıssa... Yemin ederim ki önce onun dilinden döküldü, sonra benim klavyeme düştü.

O benim babam değildi sadece. O benim Google'ımdı, benim yapay zekamdı, benim yaşayan kütüphanemdi. Ne bir kalemi vardı, ne bir defteri. Ama binlerce ismi, binlerce tarihi, acısıyla, gözyaşıyla, gururuyla beyninin en derin yerine kazımıştı. Unutmamak için değil, unutturmamak için.

Bu yazı bir biyografi değildir. Bu, bir oğulun babasına olan borcudur.

Kazım Keklik Künyesi
Doğum: 1931 Temmuz - Kırkgöze (Kekeli) - Bulanık / Muş
Baba: Abdulhadiyé Şemski | Anne: Perişan'a Nebi (Xezal)
Lakap: Keké, Pehlivane Çew Héşin (Yeşil Gözlü Pehlivan)
Meslek: TCDD Tren Şefi, Makinist, Kanaat Önderi
Vefat: İzmir Menemen - Kabri: Asarlık Mezarlığı

Bu arşiv nasıl oluştu? Bu sayfadaki bütün bilgiler, babam hayattayken bizzat kendisinden öğrenildi. Tıpkı bir yapay zeka gibi, defter ve not tutmadan her şeyi hafızasına yazar ve anlatırdı. Osmanlı tarihi, Hz. Ali'nin savaşları ve bütün aşiretlerin detaylı tarihleri hep hafızasında kayıtlıydı.

1. Doğumu ve Kökeni

Kazım Keklik (lakabı: Keké), 1931 yılının Temmuz ayında Muş’un Bulanık ilçesine bağlı Kırkgöze Köyü’nde (eski adıyla Kekeli) dünyaya geldi. Babası, aşiret içinde derin saygı duyulan, önder vasıflarıyla temayüz etmiş ve bölgenin en değerli şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilen Abdulhadiyé Şemski idi. Keké, işte bu köklü ve onurlu Şemskanlı soyunun en nadide meyvelerinden biri olarak, hem baba hem de ana tarafından aşiretin en saf damarlarından beslenerek yetişti.

2. Ailenin Göç Hikayesi - 1918 Tezekend

Ailesi, 1918 yılında Ermeni zulmünün acımasız dalgalarıyla karşı karşıya kalarak Gürcistan sınırından geçmek zorunda kalmış ve idari açıdan Ermenistan’ın Şirak bölgesinde yer alan Gümrü’ye bağlı Tezekend köyünden Türkiye’ye iltica etmişti. Bu göç, ailenin tarihî hafızasında silinmez bir yara olarak yer etmiş, aynı zamanda Keké’nin ilerleyen yıllarda aşiret tarihine duyduğu derin ilgiyi besleyen en önemli etkenlerden biri olmuştur.

3. Tahsili - Yaşayan Ansiklopedi

Kazım Keklik, dönemin Muş-Bulanık yöresinde sayılı köy okullarından birinde ilk tahsilini tamamladı. Ancak amcalarının karıştığı müessir bir olay neticesinde ailenin yaşadığı çalkantılı dönem nedeniyle düzenli bir yüksek tahsil imkânı bulamamıştır. Buna rağmen üstün zekâsı, muazzam hafızası ve doğuştan gelen ilim aşkıyla kendini yetiştirmiş; sözlü tarih geleneğinin yaşayan bir ansiklopedisi hâline gelmiştir.

4. Askerlik ve Anne Acısı

1956 yılında İzmit’in Kandıra ilçesinde topçu taburunda vatani görevini ifa ederken, annesi Perişan’ı (Xezal) kaybetti. Annesi, Diyadin'in Şahveled yada Zeynel köylerinden olan Şemskanlı Nebinin kızıydı. Böylece Keké, hem anne hem de baba tarafından Şemskanlı soyunun en saf koluna mensuptu.

5. Aile Hayatı

1958 yılında Ağrı’nın Diyadin ilçesine bağlı Câneqız köyünden Süleyman’ın kızı Perizade ile evlendi. Bu izdivaçtan üç erkek ve altı kız olmak üzere dokuz evladı dünyaya geldi.

6. Kanaat Önderliği

Keké, eşsiz önderlik vasıfları, keskin zekâsı ve adalet timsali kişiliğiyle bölgede kan davaları, aile anlaşmazlıkları ve toplumsal ihtilafların çözümünde vazgeçilmez bir kanaat önderi hâline geldi. Hayattaki en büyük ideali, Şemski aşiretinin tarihini derinlemesine araştırarak kalıcı bir eser bırakmaktı.

7. İş Hayatı - TCDD Yılları (1965-1998)

1965 yılında Tatvan Devlet Demir Yolları’nda işçi olarak göreve başladı. Çalışkanlığı sayesinde ateşçi, makinist ve nihayetinde tren şefi pozisyonuna yükseldi. 1998 yılında emekliye ayrılarak İzmir Menemen'e yerleşti.

8. Pehlivanlığı - Pehlivane Çew Héşin

Gençlik yıllarında Bulanık, Malazgirt, Hınıs, Varto, Patnos ve Sarısu yörelerinde düzenlenen Nevruz güreşlerindeki başarıları nedeniyle “Pehlivane Çew Héşin” (Yeşil Gözlü Pehlivan) lakabıyla anıldı. Sırtı hiç yere gelmeyen bu yiğit pehlivan, aynı zamanda en usta tırpan keşlerinden biriydi.

9. İlmi, Şahsiyeti ve Son Anları

Özellikle Hz. Ali’nin hayatı, savaşları ve muhteşem kişiliği üzerine derya gibi bir bilgi birikimine sahipti. Kur’ân-ı Kerîm’i ezberden okuyan bir Kur’ân sevdalısıydı. Vefat anında, başında Yâsîn-i Şerîf okuyan imamla birlikte son nefesine kadar Kur’ân tilaveti devam etti. Ölümünden iki dakika öncesine kadar Âmene’r-Resûl duasını yüksek sesle okudu. Şahadet parmağını kaldırarak kelime-i şehâdet getirdi ve “Beni asla yatağa yatırmayacaksınız” diyerek önünü kıbleye dönmüş olduğu koltukta, dimdik ve vakarla ruhunu teslim etti.

10. Kabri ve Mirası

Kazım Keklik’in mübarek naaşı, İzmir Menemen ilçesi Asarlık Mezarlığı’nda ebedi istirahatgâhına kavuşmuştur. O, sadece bir birey değil; bir önder, bir âlim, bir barış elçisi ve Şemski tarihinin yaşayan bir abidesi olarak hafızalarda yerini almıştır.

Son Söz - O Hala O Koltukta Oturuyor

Babamı son gördüğümde o koltuktaydı.

Önü kıbleye dönüktü. "Beni asla yatağa yatırmayacaksınız" dedi. Ve dediğini yaptı. Dimdik, vakarla, şehadet parmağını kaldırarak gitti.

İnsanlar öldüğünde uzanır derler. O uzanmadı. O, hayatı boyunca olduğu gibi, son anında da dimdik durdu.

Şimdi İzmir Menemen Asarlık Mezarlığı'nda yatıyor diyorlar. İnanmıyorum.

Bence o hala o koltukta oturuyor. Bence o hala bir soru sorsam, gözlerini kapatıp, "Evladım, bak aslı şöyledir..." diye anlatmaya başlayacak.

Ben onu toprağa vermedim. Ben onu bu sayfalara, bu sitelere, bu satırlara gömdüm.

Ne zaman bir genç gelip "Ben Şemskiyim, soyum nereye dayanır?" diye sorarsa, babam cevap verecek. Ne zaman biri "Hz. Ali nasıl savaşırdı?" diye merak ederse, babam anlatacak.

O ölmedi. Sadece sesi, benim parmaklarıma taşındı.

Babam... Keké... Pehlivane Çew Héşin... Hakkını helal et. Senin o muazzam hafızanı ancak bu kadar taşıyabildim.

Oğlun...

Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet, ruhu şad olsun.
Lütfen bir Fatiha hediye edelim.

Bu sayfayı paylaşın

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Şemsü'lmülk (ŞEMS) Lakabı: Kim Tarafından ve Niçin Verildi? Bütün Farsça, Kürtçe ve yerel kayna...