Şems’ül Mülk… Bu isim, yalnızca bir emirin adı değil; izzetin, adaletin ve hikmetle yoğrulmuş kudretin timsalidir. Şemski aşiretinin ebedî önderi, Ebu Muzaffer Şems’ül Mülk Emir Cafer bin İsa; kaderin kendisine yüklediği ağır mesuliyeti henüz on altı yaşında iken omuzlamış, lakin bu yükü taşırken bir an dahi sendelememiştir. Zira o, yaş itibarıyla genç; fakat akıl, feraset ve vakar bakımından asırlık bir devlet ricali mertebesinde idi.
Dunbuli Emirliği’nin başına geçtiği o mukadder hafta, tarih sanki nefesini tutmuş; Azerbaycan’dan Irak’a, Şam ufuklarına kadar uzanan diyarlarda yaşayan bütün Dunbuli mensupları, hiçbir cebir ve baskı olmaksızın, gönüllerini ve kaderlerini onun sancağı altında birleştirmiştir. Bu biat, kılıcın değil kalbin hükmüdür. Çünkü Şems’ül Mülk’ün saltanatı, korkuyla değil adaletle kaim olmuştur.
Tarih sahifeleri onun mertliğini altın harflerle kaydeder. Sözü senet, ahdi emanet bilen bir emirdi. Şahsiyetindeki haşmet, tevazuyla dengelenmiş; kudreti, merhametle terbiye edilmiştir. Liderliği buyurgan bir tahakküm değil, ahlaki bir rehberlikti. O, halkına yukarıdan bakan değil; onların derdiyle dertlenen, sevinciyle sevinendi.
Dindarlığı riyadan uzak, ihlasla yoğrulmuştu. İbadeti gösterişe değil, kulluğa; hükmü nefsine değil, hakka dayanırdı. Fakirin duasını hazineden kıymetli görür, mazlumun ahını ordulardan daha güçlü bilirdi. Çocuklara şefkatli bir baba, yaşlılara hürmetkâr bir evlat, ilim ehline talebe edasıyla yaklaşırdı. Her yaştan ve her tabakadan insana gösterdiği saygı, onun büyüklüğünün en açık nişanesiydi.
Onurlu duruşu, yalnız kendi halkının değil; komşu beyliklerin, emirliklerin ve devlet erkânının da takdirini celbetmiştir. Onun adı anıldığında ihtilaflar yumuşar, husumetler sükûnete ererdi. Barışta hikmet ehli, savaşta ise aslan yürekliydi. Cesareti ölçüsüz bir atılganlık değil; akılla tahkim edilmiş bir yiğitlikti.
Bu yüksek meziyetler, devrin büyük mütefekkir ve şairlerinin de nazarından kaçmamıştır. Azerbaycan’ın iftiharı, söz sultanı Hakani Şirvani, “Tühfet’ül Irakeyn” adlı nadide eserinde Şems’ül Mülk’e ithafen uzun methiyeler kaleme almış; onu gül gibi latif, Hazreti Ali gibi cengâver bir şahsiyet olarak tasvir etmiştir. Bu benzetme, onun tabiatındaki ince ruh ile sarsılmaz cesaretin nasıl bir ahenkle birleştiğini veciz bir şekilde ifade eder.
Şems’ül Mülk Emir Cafer bin İsa, ardında yalnızca bir emirlik değil; bir ahlak mirası, bir adalet nizamı ve bir liderlik irfanı bırakmıştır. Onun hükmü zamanla sınırlı kalmamış; adı hafızalarda, şahsiyeti gönüllerde yaşamaya devam etmiştir. Şems, ismine yakışır biçimde, kendi devrinin güneşi olmuş; ışığı asırları aşarak bugüne dek ulaşmıştır.
Şemski Aşireti
semskiler.blogspot.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder