Lütfen Kopyalamayınız. Bu içerik telif haklarıyla korunmaktadır. Yalnızca bu sayfadan okuyunuz ve içeriği Sosyal Medyanızda paylaşınız.

ÇİLÊ (Çilêya Mıhemedê Dawo):Dramatik Bir Yaşamın Hikâyesi



Çocukluk ve İlk Eğitim

Çilé, 1893 yılında Ermenistan’ın Gümrü şehrine bağlı Shirac bölgesindeki Tezekend beldesinde dünyaya geldi. Sofi Mehmet ve Zeynep’in ilk çocuğu olarak doğan Çilé, küçük yaşta babasının yanında Kur’an eğitimi aldı. Henüz yedi yaşında iken dini bilgileri öğrenmeye başlaması, onun karakterinde derin bir manevi temel oluşturdu.

Güzelliği ve Erken Evliliği

Çilé’nin güzelliği çevrede dillere destandı. Daha çocuk yaşta iken bile gösterişli fiziği dikkat çekiyor, bu nedenle babası onu korumak için türlü yollar deniyordu. Yaylalarda yüzünü is ile karartarak gizlemesi, dönemin sosyal baskılarının ve güzelliğin getirdiği tehlikelerin bir göstergesiydi. Nihayetinde 13 yaşında iken Sofi Seyyadé Sano ile evlendirildi. Bu evlilikten Mirsevdin, Ahmed, Başé ve Hanife isimli çocukları dünyaya geldi.

Göçler ve Zorlu Yıllar

1917’de Kafkasya’da Rus hâkimiyetinin ardından Ermenilerin Müslüman Kürtlere yönelik baskıları artınca aile göç etmek zorunda kaldı. Bitlis, Patnos, Muş ve Kekeli köylerine yapılan göçler, Çilé’nin hayatında sürekli bir yer değiştirme ve belirsizlik yarattı. Seyyad’ın erken vefatıyla aile yükü tamamen Çilé’nin omuzlarına kaldı.

Adana ve Silvan Günleri

1946’da ekonomik sıkıntılar nedeniyle Adana’ya göç eden Çilé ve çocukları pamuk tarlalarında çalıştı. Ancak sıtma salgını ve sıcak iklim onları zorladı. 1949’da Silvan’a, ardından 1950’de Bitlis’in Güroymak ilçesine taşındılar. Burada dergâhta hizmet ederek hem geçimlerini sağladılar hem de Ahmed’in medrese eğitimini tamamlamasına imkân verdiler.

Norşin ve Son Göçler

1961’de Muş’un Bulanık ilçesine göç eden Çilé, hayatının son dönemlerinde yoksulluk ve yalnızlıkla mücadele etti. 1965’te kardeşi Abdulhadi’nin cenazesinde yaktığı ağıtlar hâlâ hafızalarda yer eder. 1971’de Söğütlü köyüne taşındığında artık 78 yaşındaydı. Gösterişli endamı ve güzelliği yılların yüküyle solmuş, hayatın acımasızlığı karşısında direncini yitirmişti.

Vefatı ve Ardında Bıraktıkları

1971 Kurban Bayramı’nda kelime-i şahadet getirerek hayata veda eden Çilé, ardında göçlerle, yoksullukla ve sabırla yoğrulmuş bir yaşam bıraktı. Torun sevgisini tadamadan dünyadan ayrıldı, ancak onun hikâyesi Kürt halk kültüründe unutulmaz bir kadın figürü olarak yaşamaya devam etti.

1893 → Ermenistan’ın Gümrü şehrinde, Shirac bölgesindeki Tezekend beldesinde doğdu.

1900 → Henüz 7 yaşında iken babası Sofi Mehmet’ten Kur’an dersleri aldı.

1906 → 13 yaşında Sofi Seyyadé Sano ile evlendirildi.

1907–1910 → Mirsevdin, Ahmed, Başé ve Hanife isimli çocukları dünyaya geldi.

1917 → Rus hâkimiyetinin ardından Ermenilerin baskıları artınca aile Türkiye’ye göç etti. Bitlis, Patnos ve Muş’a yerleştiler.

1920’ler → Kekeli köyüne taşındılar. Seyyad’ın erken vefatıyla Çilé ağır bir yaşam mücadelesi vermeye başladı.

1946 → Ekonomik sıkıntılar nedeniyle oğullarıyla birlikte Adana’ya göç etti, pamuk tarlalarında çalıştı.

1949 → Sıtma salgını ve sıcak iklim nedeniyle Silvan’a göç etti.

1950 → Bitlis’in Güroymak ilçesine taşındı, dergâhta hizmet ederek Ahmed’in medrese eğitimini tamamlamasını sağladı.

1961 → Muş’un Bulanık ilçesine göç etti.

1965 → Kardeşi Abdulhadi’nin cenazesinde yaktığı ağıtlar hafızalarda kaldı.

1971 → Söğütlü köyüne taşındı. 78 yaşında Kurban Bayramı’nda kelime-i şahadet getirerek hayata veda etti.

Derleme: Memedé Kazım Kaynak Kişiler: F. Ayhan, Kazım Keklik, A.B. Keklik, Z. Rende


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hayata,tarihe ve gündeme dair derinlikli          yorumla Köşe yazılarımızda buluşalım Her yazıda farklı bir perspektif, her ...