Dedelerimizin bitmez tükenmez sevdası, söndürülemeyen bir aşk ateşi, önlenemeyen tutkusu,kimine göre süslü 18 lik gelin , kimine göre yaslanıp sığındığın bir ana kucağı kadar sıcak bir yuva, Kimine göre canım kadar değerli yurdum dediği Elegez Yaylası, erişilmez doruklarındaki karlar gelinlik kadar saf ve beyaz, Aras kadar berrak ve coşkulu, desmal gibi rengareng bir mekandır Elegez , bazı bölgelerde “Eleyez”, bazı yerlerde “Alagyaz” bazılarında ise Elagöz olarak adlandırılan bu eşsiz güzellik, görkemli, heybetli duruşu ile adeta saygı ve itaat ister bizlerden. Vakur bir Hakan haşmetiyle eğilir Aras nehrine, Erivana, ve dedelerimizin yaşadığı Tezekende, keleş Beg’ Topa piré’ye, Qasmina Jorın’e, Qasmina Jérine ve karsa ve Kadar her yer onun himayesi ,koruması altındadır zannedersin. Ağrı Dağı ile birlikte o coğrafyanın tek hakimidirler.İlk bahardan itibaren yavrularına kucak açan bir anadır elegez. Yeşil ve heybetli dağlardan birini düşünün, zirvesi duman duman,, koyulu açıklı yeşillerle bezenmiş sarp ve sessiz, serin yayla yellerinin tenimizi okşadığı sevgisi ile yaylalarında barındırdığı insanlara güven veriyor.Duru beyaz tenini, utangaç yüzünü yeşil duvağı ile örtmüş bir gelin kadar güzeldir Elegez, Kışın ise beyaz kaftanına bürünerek misafir kabul etmeyen üvey baba tavrı gösterip yaradana zikreder gibi durur bahara kadar. Dumanlı şafaklarda, sisli akşamlarda dudağında gurbet dilinde hasret şarkısının en tatlı, en yakıcı, en anlamlı nağmeleri buradaki her kese huzur derdine derman gönlüne şifa verir Elegez.
Bizimkiler 1650 ile 1700 yıllar arasında Doğubeyazıttan,
bazı kaynaklara göre İran'ın Xoy (Khoy) şehrinden Erivana göç etmiş
şamskanlılardandır.Yaşamlarının yaklaşık 250 yılını burada geçirmişlerdir. Erivanda iken kışlarını
tezekend'de, ve çevresindeki, keleşbeg(Talin'e Bağlı), qasmina jorin, qasmina
jérin, topé piré gibi şemskan köylerinde geçirir, ilk baharın başlamasıyla
tutarlar Elegezin yolunu, biliyorlardı ki Elegez onlara her zaman kucak
açacağını, bu mutluluk zoraki göçe kadar sürdü, zira Osmanlının 9.Tümeni
kafkasya cephesinden çekilince buraların yönetimi tamamen Ruslara geçti.
Dolayısı ile Ermeni çeteleri müslüman halka inanılmaz baskılar ve katliamlar
işlediler.Mallarını gasp edip,genç kızlarını alı koymaya başladılar. Sonuçta
göçe karar verilerk hazırlıklar yapıldı. Nihayetinde 26 Aile 40 kagnı ile
Erivan ( Ermenistan) üzerinden Aras nehri üzerindeki Malkara köprüsünü,Alican
gümrük kapısını geçerek Çilli hudut karakolun'da Osmanlı Devletine teslim olup,
Igdır'dan Ağrı dağı ile Pamukdagı arasından geçerek Dogubeyazıt'a
ugramadan,Taşlıçaya oradanda Agrıya geçen ailelerde vardı.Bir kısmı karsta bir
kısmıda Karsın Digor İlçesinin Naxşivan
ve merweng köylerine yerleşkiten birkaç yıl sonra Bitlisin Tatvan İlçesinin
Kotum(Küçüksu) köyüne , oradan Diyadin, Patnos, Kars ve en sonunda da Muşun
Bulanık ilçesine göçtüler. Ama o tad hep
damaklarında kaldı mutlu oldukları bu
mekandan çocuğun anasından ayrılması
gibi sökülüp atılı verdi o topraklardan. Neticede nasip ve kısmetın insanı
nerelere savuracağı belli olmaz ancak Allah bilir. Rahmetli Mele Ahmedé Sofi
Seyad İle Kazoxanlı Paşaxan Amca aynı
şeyi söylerlerdi, “Biz çocukken akşamları Elegez Yaylasında oturur ta Tiflise kadar giden trenin
ışıklarını görürdük ve bu bize büyük bir heyecan verirdi diyorlardı . Elegez Şemskanlılar için o kadar önemliki;
Karsın Selim İlçesine yerleşen akrabalardan bazıları İstanbulda kurdukları
şirkete Elagöz ismini vermişlerdir. Bu
da Elegez’in bize neler ifade ettiğini göstermiyor mu sizce?
“Mevlananın;
Gelin bağa yeşiller kuşanan doğayı görün
Her köşede bir çiçek dükkanı açan doğayı görün
Güller gülerek sesleniyor bülbüllere:
Susun, susarak doğayı görün”
Sözleri sanki Elegez yaylası için yazılmış gibi değil mi?.
.png)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder