Lütfen Kopyalamayınız. Bu içerik telif haklarıyla korunmaktadır. Yalnızca bu sayfadan okuyunuz ve içeriği Sosyal Medyanızda paylaşınız.

Uludere Roboski Gerçeği: Sınırda Yaşanan Acı Olayın 13 Yıllık Hikayesi

 



Takvimler 28 Aralık 2011'i gösterdiğinde Şırnak'ın Uludere ilçesi, Türkiye tarihine acı bir olayla geçti. Türkiye-Irak sınır hattındaki Haftanin Vadisi'nde 34 vatandaşımız bir hava harekatı sonucu vefat etti.

Bu insanlar kimdi? Büyük bölümü aynı bölgenin köylüleri, aynı ailelerin fertleriydi. O coğrafyada yıllardır süregelen bir gerçeklik var: İstihdamın az olması nedeniyle yöre halkı sınır ötesinden akaryakıt ve gıda taşıyarak geçimini sağlıyor. O gece yola çıkan grup da bu amaçla sınırdan dönüyordu.

Peki harekat nasıl oldu? Resmi belgelere yansıyan bilgilere göre, insansız hava araçları gün içinde vadide kalabalık bir hareketlilik saptadı. Güvenlik açısından hassas olarak değerlendirilen bu bölgede, hareketlilik risk olarak yorumlandı. Yapılan istişareler sonrası akşam geç saatlerde hava unsurları devreye girdi ve 21:43'ten itibaren art arda atışlar yapıldı.

İlk gün yapılan resmi bilgilendirmede, terör örgütünün kullandığı bir güzergahta hareket tespit edildiği için operasyon düzenlendiği ifade edildi. Sonraki günlerde ise acı gerçek ortaya çıktı: Hayatını kaybedenlerin tamamı silahsız sivil köylülerdi.

Kamuoyunda doğal olarak şu soru soruldu: Neden kimlik tespiti yapılamadı? Bu noktada yabancı istihbarat servislerinin olayı kasten tezgahladığına dair sosyal medyada dolaşan komplo teorileri de ortaya atıldı. Ancak bugüne kadar gerek Meclis komisyon raporlarında gerekse adli makamlardaki dosyalarda bu iddiaları doğrulayacak tek bir resmi belge ve delil bulunmadı. Türkiye ile ABD arasında o dönemde PKK ile mücadele için kurulan istihbarat paylaşım mekanizmasının varlığı biliniyor, ancak karar merciinin tamamen milli olduğu hem Türk hem de yabancı resmi açıklamalarla sabit.

Yargı boyutu ise şöyle sonuçlandı: Başlatılan soruşturmada sivil savcılık görevsizlik kararı vererek dosyayı askeri savcılığa gönderdi. 2014'te takipsizlik kararı çıktı. Raporda, personelin kasıtlı hareket ettiğine dair kanıt olmadığı vurgulandı. Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu da benzer bir sonuca vardı.

Aradan 13 yıl geçmesine rağmen Roboski, hem sınır bölgelerindeki yoksulluğun hem de istihbaratta teyit mekanizmasının ne kadar hayati olduğunun en acı örneği olarak hafızalarda kalmaya devam ediyor.

Bu sayfayı paylaşın

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Şemsü'lmülk (ŞEMS) Lakabı: Kim Tarafından ve Niçin Verildi? Bütün Farsça, Kürtçe ve yerel kayna...